Page 52 -
P. 52

Cömert Fakir Hikayesi


                                             Cömertliği dillere destan   yapmak da benim gücüm
                                            olan Hatim-i Tai’ye derler ki:  dahilindedir. Bunu sizden
                                             - Kendinden daha cömert   esirgemem hiç uygun olur
                                            birini gördün mü?      mu?
                                             - Evet gördüm.          Bunu dinleyen arkadaşla-
                                             - Kimmiş o?           rı tekrar sorarlar:
            KISSADAN HİSSE                   - Yetim bir gence misafir   - Yetim gencin ikramına
                                            olmuştum. Bana bir koyun   karşılık siz de ona bir şey
                                            kesip ikram etti.      verdiniz mi?
                                             Koyunun bir yeri çok    Hatim-i Tai der ki:
                                            hoşuma gitti. Yemin ederek   - Verdim ama pek mühim
                                            (burası çok lezzetliymiş)   sayılmaz.
                                            dedim. Genç, dışarı çıktı.   - Ne verdiniz?
                                            On koyunu varmış. Birisini   - Üç yüz deve ile beş yüz
             Uğur Koçer’in yazısı           daha önce kesmişti. Do-  koyun.
                                            kuzunu da şimdi kesmiş.   - O halde sen ondan
              Kıssa, Arapça kökenli bir söz-  Benim sevdiğim kısımları   daha cömertsin.
             cük olup, pay veya ders çıkarıl-  pişirip önüme getirdi. Ben   - Hayır, o genç benden
             ması gereken ‘anlatı’ demektir.   olanların farkında değildim.   daha cömerttir. Zira o malı-
             Kıssadan hisse, yani ‘anlatılan-  Giderken kapının önündeki   nın tamamını verdi. Ben ise
             dan pay’, ‘hikâyeden ders’.    kanları görünce sitemle   malımın çok azını verdim.
                                            sordum:                  Bir fakirin, yarım ekme-
              Kaybolan Elli Kuruş:           - On koyunun onu da   ğinin tamamını misafire
              Zamanın birinde, mahallenin   kesilir mi?            vermesi mi mühimdir, yoksa
             çocukları aralarında oynarlarken,   - Sübhanallah bunda   bir zenginin sürüsünden
             çocuklardan biri cebindeki tek   şaşılacak ne var? Bir şey   bir deveyi misafirine ikram
             parası ve tüm harçlığı olan elli   sizin hoşunuza gitmiş. Bunu   etmesi mi?
             kuruşu kaybettiğini fark eder.
              Tüm çocuklar bir olur kaybolan
             elli kuruşu aramaya koyulurlar
             fakat bir türlü bulamazlar. Parası
             kaybolan çocuk çok üzgündür.
             “Paramın kaybolduğuna mı
             yanayım, evden yiyeceğim azara
             mı yanayım?” der gibi üzgün
             üzgün aramaya devam ederken,
             arkadaşlarından birisi eve koşar,
             kendi harçlığından elli kuruş alıp
             gelir ve kimseye hissettirmeden
             bir yere bırakır. Ardından da,
             “Buldum, bak senin elli kuruş
             buraya düşmüş” der.
              Parası kaybolan çocuk heye-
             canla gelir, parayı yerden alır,
             bakar ve “Bu para benim değil,
             benim paramın üstünde 1964 ya-
             zıyordu” der ve parayı yine aldığı
             yere bırakır.
              Bu kıssadan çıkan hisse ne
             ise; insanların acil ihtiyacı olan,
             nitekim odur. Doğru sözcüğü siz
             bulun. Şu bir gerçek ki, içimizde-
             ki o 1964 basımı parası kaybolan
             çocuklar, maalesef ölmek üzere.
             Güzel ahlâk üzerinde olun.
             n 52  www.euroimaj.de  2016
   47   48   49   50   51   52   53   54   55   56   57