Page 57 - sayi52
P. 57
ATATÜRK
lusuyla bütünleşme yöneliminin MUSTAFA KEMAL ATATÜRK
tı. Bunlar içinde şöyleleri vardı: Övülmeyi
U en tipik göstergelerinden biri de
şu kısa öyküde belirlenir:
Cumhuriyetin onikinci yıl dönümü
için bir sıra dövizler hazırlanmış-
''Atatürk bizim en büyüğümüzdür”,
''Atatürk bu milletin en yücesidir'', sevmezdi
''Türk Milleti asırlardır bağrından bir
Mustafa Kemal çıkardı.''
Listeyi dikkatle gözden geçirdi.
Bunlar ve bunlara benzeyenleri çizdi.
Hepsinin yerine şunu yazdı: Uğur Koçer’in yazısı
''Atatürk bizden birisidir.''
(Kaynak: Niyazi Ahmet Banoğlu,
Nükte ve Fıkralarla Atatürk)
*** Nükte ve Fıkralarla Atatürk) Konuşmacı çok sıkılmıştı; sözlerini
Siz Napolyon'a benziyorsunuz: *** düzeltmek üzere "Afedersiniz Paşa
hazretleri, sözlerim yanlış anlaşıl-
Mustafa kemal, bu benzetmeyi Atatürk, büyük kabul edilen dı. Sizin şerefinizden şanınızdan
reddetti ve: insanlarla kıyaslanmak suretiyle bahsetmek istiyorum." Sözlerini henüz
''Napolyon, arkasına bir hayli muh- kendisine övgülerde bulunulmasın- bitirmişti. Atatürk tekrar ayağa kalktı:
telif milliyetteki insanları toplayarak dan hep rahatsızlık duymuştur. Hatta "Efendiler; bu bey kardeşimiz ikinci
macera aramaya çıktı. Ve bunun için- bu tür davranış sahiplerine şiddetle bir hataya tekrar düştüler. Hangi şan,
dir ki yarı yolda kaldı. Ben bir anadan, karşı çıkmıştır. Ona göre büyük olan hangi şeref? Eğer mensup olduğum
bir babadan gelen kardeşlerimle kendi yalnızca ve yalnızca Türk ulusudur. milletin şanı, şerefi varsa ben de şanlı
vatanımı kurtarmak davası yolunda- Ulusun üstünde bir büyüklük iddiası ve şerefliyim. Aksi takdirde içinizden
yım. Ve bu muhakkak ki muvaffak söz konusu olmadığı gibi, bu tür dav- herhangi bir adam çıkar da şan, şeref
olacağım!'' Cevabını verdi. ranışlar kendisini ulusunun hizmetkârı peşinden koşar ve eşsiz olmak isterse
*** olarak değerlendiren bir insanın ulusu biliniz ki başınıza belâdır, belâdır!.. Mil-
için verdiği mücadelenin anlaşılama- let bu gibilerine asla izin vermemelidir!"
Mustafa Kemal'in giriştiği mücade- ması anlamına da geldiğinden onu (Kaynak: Damar Arıkoğlu, Arıburnu,
leyi hayret ve takdirle karşılayan Tow- üzmekteydi. Aşağıdaki anekdot bu Atatürk, Anekdotlar-Anılar, s. 68-69.)
send, kendisine karşısındaki düşmanın gerçeği yansıtması açısından güzel bir Özetle: Mustafa Kemal Atatürk,
kudretini hatırlatmak isteyerek: örnektir: tapılacak ve putlaştırılacak bir insan
''Siz mücadeleye mecbur olduğunuz 1923, Uşak... değildir. Bir önceki paragrafta verdiği
düşmanın ne kadar kuvvetli olduğunu Halkın yoğun sevgi gösterileri ara- cevap buna en güzel örnektir. Türk
hesaba katmıyorsunuz. Bu düşmanın sında Türk Ocağı'na gittik. Ocak üyeleri ulusunun içinden yetişen büyük bir
size her vasıta ile, oturduğunuz odada- toplanmıştı. Atatürk, eşi birbirine yakın aydınlık lideri ve önderidir. Put-
ki eşya, yemeğiniz ve her şeyinizle bir sandalyelerde, Mareşal Fevzi Çakmak laştırılanlar, toplumlarına hiçbir
fenalık yapabilmesi ihtimali bile vardır,'' ve maiyeti bir arada oturmuştuk. Kah- şey veremedikleri gibi, tam aksine
dedi. veler içiliyordu, Ocaklı arkadaşlardan ufuklarını da söndürürler. Tarih bunun
Mustafa Kemal gayet sakin tahminen otuz iki yaşlarında bir genç örnekleriyle doludur. Oysa ki Atatürk,
bir eda ile: ayağa kalktı, misafirlerini selâmladıktan tüm milletlere, özellikle Türk milletine,
''Evet, karşımdaki düşmanın çok sonra bir konuşma yaptı. Konuşmacı bağımsızlığın, cesaretin, halkın insanı
kuvvetli olduğunu biliyorum. Fakat in- sözü Atatürk'e getirip, onu Napolyon olmanın, halka hizmetin ve halkına
saniyeti müdafaa eden kimseler ölümle ve Bismarck'la mukayeselere giriştiği güvenin; aydınlığın, ilmin, zaferin ve
tehdit edilmelerine rağmen ölmezler ve zaman bundan memnun olmadığını barışın mesajlarını, uygulamaları ile ve
ebediyen yaşarlar!'' Cevabını verdi. Atatürk'ün kaşlarını çattığından anla- başarıyla vermiş büyük bir önderdir.
Sabaha karşı müzakere bittiği vakit mıştık. Henüz kahvesini bitirmemişti, İnsanlığa vermiş olduğu bu mesajlara
büyük bir hayranlıkla Mustafa Ke- derhâl ayağa kalktı: sahip çıkmak yerine, iftira ve uydur-
mal'den ayrılan Towsend, refakatinde- "Bey kardeşimizin izinleriyle burada malarla karalayıp, eleştiri adı altında
ki memur Türk subayına: bir noktayı açıklamak amacıyla sözle- -ki eleştiriler akılla, vicdan ile, ahlak ile
''Ben şimdiye kadar 15 hükümdar rini kesiyorum. Efendiler, bu arkadaş ve tarihi bilgilerle çelişmemeli- küçük
ve cumhurbaşkanı ile özel ve resmi beni Bismarck ve Napolyon’la mukaye- düşürmeye çalışmak da; onu putlaştı-
konuşmalar yaptım. Bu geceki kadar seye kalkıştılar. Napolyon kimdir? Taç rarak donmuş kalıplar içinde sembolik
ezildiğimi hatırlamıyorum. Mustafa ve macera peşinden koşan bir insan! olarak anmak da hem Atatürk'e, hem
Kemal'de büyük bir ruh kudretinin Bismarck ise imparatorlara hizmet de bağımsızlık savaşında hayatlarını
esrarı var.'' dedi. eden bir adam! Ben böyle değilim!" feda edenlere karşı nankörlüktür ve
(Kaynak: Niyazi Ahmet Banoğlu, dedi ve yerine oturdu. bayağı insanların ürünüdür.
2017 www.euroimaj.de n 57

